1081 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadisin her iki
rivayetini Buhari «Küâbu's-Savm» ve «Kitâbu't-Talâk»'ın muhtelif yerlerinde
tahric ettiği gibi İbni Ömer rivayetini Ebû Dâvûd ile Nesâî; Ebû Hureyre rivayetini
de îbni Mâce «Kitâbu's-Savm-'da rivayet etmişlerdir. Bu bâbda bir çok ashâb-ı
kiram 'dan hadisler rivayet olunmuştur. Ezcümle:
1- Ebû Dâvûd, Hz.İbni
Abbâs (Radiyallahû anh) dan şu hadîsi tahric etmiştir:
«Resûlullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) bir veya iki gün oruçla bu ayın önüne geçmeyin. Ancak biriniz
daha önceden oruç tutmaya başlarsa o başka. Ay'ı görmedikçe oruç tutmayın sonra
müteâkib ay'ı görünceye kadar oruç tutun. Şayet hilâl'in uğruna bulut gelirse
gün sayısını otuz olarak yapın. Ay yirmidokuz gündür» buyurdular.
2- Tirmizi'nin rivayet
ettiği Ebû Hureyre hadisinde şöyle denilmektedir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem):
— «Bir veya iki günle bu
ay'ın önüne geçmeyin Ancak bu günler birinizin tutmakta olduğu oruç günlerine
tesaodüf ederse, o başka. Ay'ı görmek şartıyla oruç tutun; (yine) onu görmek
şartıyla bayram yapın. Eğer hava bulutlu olursa otuz günü sayın, sonra bayram
yapın, buyurdular.
Tirmizi bu rivayet
hakkında: «Ebû Hureyre Hadîsi hasen sahih bir hadîsdir.» demiştir.
Yalnız Tirmizî bu
vecîhle hadîsi rivayet etmekte münferid kalmıştır.
3- Ebü Dâvûd ile Nesâî,
Hz. Huzeyfe 'den şu hadîsi tahrîc etmişlerdir: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem)
— Hilâl'i görmedikçe
yahut gün sayısını tamamlamadıkça bu aydan önce oruç tutmayın. Sonra hilâl'i
gördüğünüz yahut gün sayısını tamamladığınız vakit oruç tutun; buyurdu.»
4- Ebû Bekre
(Radiyallahu anh)'dan rivayet olunan bir hadîsi Ebü Dâvûd-u Tayâlisî ve onun
tarîkinden Beyhaki şu lâfızlarla tahrîc etmişlerdir:
«Ay'ı görmek şartıyla
oruç tutun ve yine onu görmek şartıyla bayram yapın. Şayet hava bulutlu olursa
gün sayısını otuz olarak tamamlayın.»
5- Taberânî «El-Kebîr» nâm eserinde Talk b, Alî
(Radiyallahu anh)'dan şu hadîsi rivayet etmiştir;
«Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) hilâli görünceye kadar Ramazandan önce bir gün oruç tutmayı
yasak etti;..»
Bu hadîsin râvîleri
arasında hakkında söz edilen Habbân isminde bir zât vardır.
Yine bu bâbda Taberânî,
Hz. Berâ' b; Âzib'den; Ebû Dâvûd, Âişe (Radiyallahu anha)'dan: Beyhakî, Hz.
Ömer ile Câbir (Radiyallahû anhûma)'dan; Dârakutnî, Rafi b. Hadîc (Radiyallahû
anh)'dan; Taberânî «El-Kebir» nâm eserinde Abdullah b. Mes'ûd (Radiyallahû
anh)'dan; İmam Ahmed b. Hanbel ile Taberânî: Hz. Alî (Radiyallahû anh) 'dan;
yine Taberânî, Semuratü'bnü Cündeb (Radiyallahû anh) 'dan hadîsler rivayet
etmişlerdir.
Ramazandan bir veya iki
gün evvel oruca başlamanın yasak edilmesi farz oruçla nafile orucun birbirine
karışmaması hikmetine mebriîdir.
Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) bunu müslümanlar hıristiyanlara benzemesin diye yasak
etmiştir. Çünkü hıristiyanlar kendilerine farz kılınan şeylere kendi fâsitliği
kirlerince münâsip gördükleri şeyleri katarlardı.
Sahâbe-i kiram'in
ekserisi ile Tâbiîn ve onlardan sonra gelen ulemânın yevm-i şekde oruç tutmayı
kerih gördükleri sahih rivayetlerle naklolunmuştur ki ashâb-ı kiram 'dan Alî,
Ömer, İbni Mes'ûd, Huzeyfe, îbni Abbâs, Ebû Hureyre, Enes ve Ebü Vâil
(Radiyallahû anhûm) ile Tabiîn 'den Saîd b. El.-Müseyyeb, îkrime, İbrâhîm
Nehai, Evzâî, Süfyân-ı Sevri, Ebu Hanife, İmam Mâlik, İmam Şafiî, İmam Ahmed b.
Hanbel, Ebû Ubeyd, Ebû Sevr ve İshâk hazerâtı bunlar meyânındadır.
Sahabeden bir cemâatin
yevmi şekde oruç tutmayı tecviz ettikleri rivayet olunur.
Yevm-i şek: Şaban 'dan mı
yoksa Ramazan 'dan mı olduğu kestirilemiyen şüpheli gün demektir.
Hz. Ebû Hureyre:
«Ramazandan evvel bir gün oruç tutmam: benim için gecikmemden daha makbuldür.
Çünkü bir gün evvel tutarsam orucum kazaya kalmaz. Fakat tutmazsam orucum
kazaya kalır.» demiştir.
Böyle bir kavil Hz.
Amrü"bnü Âs 'dan dahî rivayet
olunur.
Muâviye (Radiyallahû
anh) «Şabân'dan bir gün oruç tutmam: benim için Ramazan 'dan bir gün
tutmamaktan daha iyidir.» demiştir.
Aynı söz Hz. Aişe ile
kız kardeşi Esmâ (Radiyallahû anhûma) 'dan da rivayet olunur.
Hava bulutlu olursa Küfe
ulemâsı ile îmam Mâlik, İmam Şafiî, Evzâî ve Sevrî'ye göre o gün oruç tutmak
yine vâcib değildir. İmam Ahmed'in bir kavli de budur.
Bir kimse o gün oruç tutar
da, sonradan Ramazan 'dan olduğu anlaşılırsa Hanefiîler'e göre tutulan oruç
haram değildir. Sevrî ile Evzâî 'nin mezhepleri de budur.
İbni Ömer ile îmam Ahmed
ve ulemâdan bir taife: «Yevm-i şekde hava açık olursa oruç tutulmaz. Fakat
bulutlu olursa oruç tutmak vâcibdir.» demişlerdir.
Ulemâdan bâzılarına göre
bu hususta halk imama tâbidir. İmam oruç tutarsa, onlarda tutar; iftar ederse
onlar da iftar ederler.
Hasan-ı Basrî ile îbnî
Sîrin bir rivayette Şa'bî ve bir
rivayette İmam Ahmed'in kavilleri budur.
Mutarrif b. Abdullah
îbni Şihhîr ile îbni Şureyb, İmam Şâfiî'nin: «Yevm-i şekde oruca niyet etmeden
sabahlamak fakat o günün öğle zamanına kadar yiyip içmemek gerekir. Zevalden
önce Ramazan 'dan olduğu anlaşılırsa oruca niyet edilir. Ramazandan olmadığı
meydana çıkarsa iftar olunur.» dediğini nakletmişlerdir.
îbni Kuteybe, Dâvûdî ve
diğer bâzı ulemânın kavilleri de budur.
Şahadeti kabul edilmeyen
bir kimsenin Ramazan ay'ını gördüğüne mahkeme huzurunda şahadet etmesiyle yahut
îtimâd ettiği bir köle veya kadından işittiğini haber vermesiyle Ramazan ay'ı
isbât edilmiş olmaz. O gün yine yevm-i şekdir. Ancak o gün nafile oruca niyet
ederse Hânefiîler'e göre mekruh olmaz. İmam Mâlik'in kavli de budur.
«Hidâye» şerhinde şöyle
denilmektedir: «Havas hakkında efdal olan, o gün kendisiyle yakınlarının nafile
oruca niyetlenmeleridir. Bu kavil Îmam Ebû Yûsuf 'dan da rivayet olunur. Avam
takımına gereken zevale yaklaşıncaya kadar beklemeektir. O günün Ramazandan
olduğu anlaşılırsa o anda oruca niyet ederler. Aksi taktirde oruca
niyetlenmezler.
Bir kimse Ramazandan üç
gün evvel yahut bütün Şaban ayında oruç tutsa veya âdet edindiği oruç günü
yevm-i şekke tesaadüf etse efdal olan o gün nafile oruca niyet etmesidir.
«El-Mebsût» nâm eserde:
(Oruç efdaldır.) deniliyor.
«El-Muhit»'de: Yevm-i
şek: Bir kimsenin âdeti olan oruca tesaadüf ederse oruç tutmak efdal, aksi
taktirde ise tutmamak efdaldır.
Ramazandan bir veya iki
gün önce ne sıfatla olursa olsun oruç tutmak mekruhtur. Fakat üç gün evvel oruç
tutmak mekruh değildir, İmam Ahmed b. Hanbel'in kavli de budur.» deniliyor.
İmam Şâfiî'ye göre Şaban ayının yarısından sonra nafile oruç tutmak mekruhtur.
Çünkü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
«Şaban yaru oldumu artık
oruç tutmayın.» buyurmuştur.
Tirmizi bu hadis için
«Hasen şahindir.» demiştir. Maamâfih
îmam Şafiî'nin istidlal
ettiği bu badisin sıhhat derecesi üzerinde yine de söz edilmiştir. İmam Ahmed
'in: «Bu hadîs mahfuz değildir.» dediği rivayet olunur.
Sahih olduğu kabul edilse
bile daha başka sahîh hadise murâraza etmektedir.
Ümmü Seleme (Radtyallahû
anha)'dan rivayet olunan bir hadîsde :
«Psygamber (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) Şâbân'dan başka ssnenin hiç bir ayında tam olarak oruç
tutmazdı. Şaban ayını ise oruç tutmak sûretiyle Ramazan'a eklerdi.» denilmiştir.
Tirmizi bu hadîsin dahî
hasen olduğunu söylemiştir.
Babımız rivayetlerinde
zikri geçen ...... cümlesi muhtelif şekillerde tefsir olunmuştur. «EI-Mühezzeb»
şerhinde bunun «sıkıştırın» yâni «oruçla doldurun» yahut «Bulut altında ay'ı
takdir edin.» mânâsına geldiği bildirilmiştir.
İmam Ahmed b. Hanbel ile
bulutlu günde Ramazan niyetiyle oruç tutmayı tecviz eden diğer bâzı ulemânın
kavilleri budur.
İbni Şureyh, Mutarrif b.
Abdillâh, İbni Kuteybe ve daha başkalarına göre mezkûr cümlenin mânâsı: «Ay'ı
menzillerinin hesabına göre takdir edin.» demektir.
Ebû Ömer İbni
Âbdilberr'in «Istizkâr» nâm eserinde beyânına göre Tâbiîn'in büyüklerimden
bâzıları bu hususta yıldızlarla ay'ın menzillerini ve hesap yolunu nazar-ı ittibâra
alırlarmış.
İbni Sîrîn böylesi
hakkında «Bunu yapmaması kendisi için daha iyi olurdu.» demiştir.
îbni Şureyh, İmam Şafii
'den yıldızlarla ve hesap yoluyla Ramazanın subutuna istidlal etmenin caiz
olacağına işaret eden bir kavil rivayet etmişse de, ŞafiîIer'den İbni Abdilberr
bunu kabul etmemiş: «Şafiî 'nin elimizde bulunan kitaplarında Ramazanı ancak
gözle görmekle yahut âdil şahadetle veya Şaban ayını otuz gün tamamlamakla
îtikaad en sahih olabileceği yazılıdır.» demiştir.
Hicaz, Irak, Şam ve Mağrib
ulemasının cumhuru ile Ebû Hanife , Mâlik, Şafiî, Evzâf, Sevri ve bil'umûm
hadîs ulemâsı ile Hanefiîler'in mezhepleri budur.
Bu hususta muhalefet
eden yalnız imam Ahmed ile onâ tabî olanlardır.
Müneccimin kendi yaptığı
hesapla amel etmesinin caiz olup olmaması hususunda iki kavil vardır.
Mâziri: « Cumhûr-u
fukahâ Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: «Takdir edin.» sözünden
murâd. Qtuz günü tamamlamakdır; demişlerdir. Nitekim diğer rivayette bu söz
aynı mânâya tefsir buyurulmuştur.
Mezkûr cümleden murâd:
Yıldız hesabı olamaz. Çünkü bunu, bütün insanlara teklif etmek onlara güçlük
verir. Herkes hesap bilmez. Şâri' Hazretleri ise insanlara ancak ekseriyetin bildiği
şey'i emreder.» demiştir. . Kuşeyri diyor ki: «Hesap hilâlin bulut gibi bir
mâni olmasa ufuktan doğmuş olacağını gösterirse bu vücûb iktizâ eder. Zîrâ
şer'i sebep mevcuttur. Bir şey'in lâzım olması için hakikaten onu görmek şart
değildir.
Bir mâniden dolayı
görülmeyen ay'ın sübûtuna ya günlerin sayısını tamamlamak yâhutta o günün
Ramazandan olduğuna ictihâd suretiyle ittifak olunursa oruç tutmak vâcib
olur...»
Bâzıları: «Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in
takdirden muradı: İçinde
bulunduğunuz ay'ın günlerini otuz olarak tamamlayın mânâsına gelir. Zira asıl
olan, ay'ın devamıdır.» demişlerdir. Cumhur bu, tevcihi kabul etmiştir.
Babımız rivayetleri
oruca başlamanın ve bitirmenin hilâli görmeye mutaailik olduğuna yâni
Ramazan'in başında da, sonunda da gökteki hilâli görmekle amel etmenin vâcib
olduğuna delildirler. Ulemâ Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in : «Biz
ummî bir ümmetiz; yazıyı ve hesabı bilmeyiz.»
ifâdesi üzerinde dahî muhtelif tefsirlerde bulunmuşlardır.
Tiybî'ye göre «Biz»
tâbiri bütün arap milletinden kinayedir. Bâzıları: «Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) bununla yalnız kendini kasdetmiştir.» derler.
Ümmet; Cemâat
demektir.Ahfeş'in tarifine göre bu kelime lâfzın, müfred, mitnen cemi'dir. Dîn
ve tarikat mânâlarına da gelir.
Übnü'l-Esîr: «Ümmet: bir
dînde tek kalan adamdır.» diye tarif etmiştir.
Ümmi: Anneye mensup,
demektir.
Bâzıları bundan arap
mîlletinin kastedildiğini, çünkü onların yazı bilmediklerini söylemişlerdir.
Bir takımları: Bu
cümleden: «Biz, annelerimizin doğurduğu gibi kalacağız» mânâsını çıkarmış;
Dâvûdî: «Geçen ümmetlerden hiç bir şey almamış yalnız kendilerine gönderilen
vahyi kabul etmiş.» mânâsına geldiğini söylemiştir.
«Yazı ve hesap
bilmeyiz.» cümlesi ümmî olduklarının beyânıdır. Rivayete nazaran arapların ümmî
bir millet olması, onlarca yazı pek nâdir bulunan kıymetli bir şey
olduğundandır. Maamâfih az da olsa içlerinde, okur yazar ve hesap yapanlar
vardı.
Buradaki hesaptan murâd:
Yıldızların hareketini hesâb etmektir. Araplar bu hususta pek az şeyler
biliyorlardı. Onun için de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ümmetinden
güçlüğü kaldırmak için hükmü gözle görmeye talik etmiştir.
«Hava bulutlanırsa gün
sayısını otuz' olarak tamamlayın.» buyurması: Hükmün asla hesaba taallûk
etmediğini gösterir. Çünkü hesaba taallûk etse:
«Hava bulutlu olursa ne
yapmak lâzım geldiğini hesap bilenlere sorun...» derdi.
İbni Battal ve
başkalarının beyânına göre bu cümleden murâd: «Biz öyle bir milletiz ki:
Orucumuzun ve sâir ibâdetlerimizin vakitlerin tarif için bize hesap ve yazı
bilmeyi gerektiren şeyle teklif edilmemiştir. Bizim ibâdetlerimiz açık bir
takım alâmetlere raptedilmiştr. Onları bilme hususunda hesap âlimleri ile
başkaları müsavidir.» demektir. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
elleriyle işaret ederek bu mânâyı tamamlamış, iki elinin parmaklarıyla herkesin
anlıyacağı bir şekilde ay'ın bazen otuz, bazen de yirmidokuz gün çektiğini
göstermiştir. Şu hâlde bir kimse tâyin etmeksizin bir ay oruç adasa yirmidokuz
gün tutmakla iktifa edebilir. Çünkü bir ay: en az yirmidokuz gün çeker. Nitekim
namaz kılmayı nezreden bir kimseye iki rek'at namaz kâfi gelir. Zîrâ namaz ismi
en azından bu miktara verilir.
İmam Mâlik, bir ay oruç nezir
eden kimsenin gün hesabıyla tuttuğu takdirde mutlaka otuzu doldurması îcâb
ettiğine kaail olmuştur.
Bu hadîste «İşaretle
hüküm sabit olur.» diyenlere delil vardır. Hilâl'i bir beldede yaşayan bütün
insanların görmesi şart değildir. Ramazan hilâlini iki âdil hattâ esah kavle
göre bir âdil kimsenin görmesi bütün müslümanlar için kâfidir. Bayram hilâli
için' mutlaka iki âdil kimsenin şahadeti lâzımdır. Bu hususta bütün ulemâ
müttefiktir. Yalnız Ebû Sevr Bayramın da âdil bir şahidin şahâdetiyle sabit olacağını
söylemiştir.